April92009

ölü seviciler !!!

biraz önce tag heuer’in lewis hamilton’lı reklamını izlerken aklıma düştü bu ölü sevicilik meselesi… reklamda bir dönemin idolu, kevin costner’la akraba olup olmadığını hep merak ettiğim fakat mental tembellikten hiç araştırmadığım steve mcqueen var… piste girmeden önce oyunculuktan yoksun lewis ile laf dalaşına giriyorlar, mcqueen “eline veririm” diyor… bol şanslar, keskin bakışlar… mc queen hamilton’dan daha canlı duruyor ki… neyse bu tartışma başka bir blogun işi…

bu ölü yıldızları kullanma hadisesi bazen o kadar verimli görülüyor olmalı ki, ölü ünlü düm tek  tek değil, birkaç farklı markanın farklı reklam filmlerinde kullanılabiliyor… buyurun aşağıdaki ford-mcqueen kommerşılını izleyelim…

toprağı bol olsun; faşist, patroit, american kadirist, saloon’ların dükü, über-kovboy john wayne de öldükten sonra markaların derin hizmetine girenlerden… kişilik özellikleri ve canlandırdığı kahramanların ses tonunun doğası gereği bira markalarının gözdesi olmuş…ilk reklam, oraya kusan, buraya sıçan, meme ucu celladı johnny knoxville ile başrollerini paylaştığı “coors” birası…

İkinci video wayne’in militarist kişiliğini teşhir ediyor…

güzeller güzeli kuğu boyunlu audrey hepburn’e gap’in bir reklamında rastladım… hepburn’ün yaşadığı dönemin simgelerinden “skinny black pant”leri vurgulamak için, hanım ablanın sözü geçen pantalonu giydiği bir filmden kareler kullanılmış… hepburn hopluyor zıplıyor, mesajı veriyor…

“büyük markaya bir ölü yetmez, ölüler geçidi olsun” diyen diet coke’un “yaşayan ünlü + cansızlar” formülüne uyan iki reklam filmi var… biri elton “candle in the wind” john’un şenlik videosu, diğeri de keanu reeves’in çok şey borçlu olduğu, dönem starı, yeni popstar jürisi paula abdul…

soru şu… “abi bu adamlar mezarında tv izliyor olsaydı ne tepki verirdi?”… mesela  karısına ölmeden önce “aman bu adamlar beni canlıyken bu kadar kullandı, ölünce kim bilir nasıl emerler, dikkat et” nasihatinde bulunana fred astaire… döneminin büyük icadı, müthiş süpürge “dirt devil”a kurban gitmiş… astaire reklamda bu harika süpürgeyle salak salak dans ediyor…

yakın tarihli bir olay vereyim… kurt cobain… turgut özal dönemi marka istilası içinde hatırı sayılır bir şöhreti bulunan “dr. martens” ayakkabıları, “bizim botlar o kadar değerli ki, cennette bile her şeyi bir kenara atar fakat onlardan vazgeçemezsin” diye dünyanın en zekice kurgulanmış konseptiyle saatchi’ye bir iş yaptırmış…  cobain’in yanında sex pistols’tan sid vicious, the ramones’ten joey ramone’ın da kullanıldığı ilanlar yapmışlar… zaten gözü pek ve cingöz olan courtney love cobain hanıma yakınları bu ilanları fısıldamış… o da terör estirmiş… dr.martens’ın baş doktoru “biz çok pişmanız, böyle olacağını söylememişlerdi bize… çok özür dileriz, yapan ajansı da kovduk zaten” özrünü dile getirmiş mecburen… ilanlar çok ses getirmeden sessizce çekilmiş ortamlardan….

aynı şekilde yaptığı iş elinde patlayan citroen içinde iki kelam edeyim… citreon çin’in sosyalist atası mao’nun tiananmen meydanındaki dev resminden ilham alarak hazırlanan ispanyol yapımı bir ilan hazırlatmış….mao; “yahu biz de lideriz ama citroen’de devrim hiç durmuyor” şeklinde söylenip, altından geçen arabaya dudak büküp, kaş göz oynatıyor. ..bu ilan da çin’in örf ve adetlerine zarar verdiği için, bin türlü özürle geri çekilmiş…

ölü lider kullanımına son bi örnek verip, postumu noktalayım… telekom italya, misyon-vizyonunu gandhi’nin ağzından aktarıyor… bütün insanlık hüzünle dinliyor…

Comments (View)
blog comments powered by Disqus
Page 1 of 1