May42009

dijital marduk?

izledik Bill’in dükkanının cillop gibi videosunu… havada uçuşan mesajlar, interaktif bulutlar, perakendecileri memnun eden rakamlar, toplantı notunu capture eyleyen memnun müşteri temsilcisi… falanlar filanlar…

diyor ki maykrosoft; yıl 2019, daha ne olsun, canavar gibi bir teknolojik atılım olacak… her şeye daha fazla parmak sokabileceğiz … daha insancıl tatlar yakalayacağız, dokunacağız diyor… dokundukça açılacağız… (şükür ki şu an sadece vörde mikrosoft ismini yazınca, otomatik olarak baş harfini büyük yapabiliyolaa )… dokunmatik ekranlarımız, birbiriyle konuşan sistemlerimiz, sürekli kendilerini güncelleyen minik oyuncaklar… hayat kolay… hayat beyaz ve steril… hayat bir bilim kurgu filmi gibi bembeyaz… kar körlüğü…

ben bunu izleyince şunu görüyorum a dostlar… romantik, çayır bayır sevdalısı, sevgi kelebeği, yeşiller partisi belediye başkan adayı gibi konuşmak istemiyorum… ya da istiyorum… bilmiyorum… ben… gözünün içine bakmayan/bakamayan/bakma gereği duymayan insanlar görüyorum… yalnız, gözü ekranda, steril hayatından memnun insanlar… kara ütopya görüyorum… pesimist pelerinimi giyiyorum…

video boyunca insanların birbirinin gözünün içine baktığı sadece 2 yer var …
ilki birbirinin dilini anlamayan çocukların şeffaf ekranda kendi diyaloglarının çevirisini okurkenki hali…
ikincisi de doktor hastasının gözünün içine bakarken… ki onun da amacı başka…

gelecek gerçekten bu kadar yalnız mı? … bu kadar yabancı bir beyazlıkta mı? … “human-computer interaction” dedikleri şey duygularımızı, sezilerimizi, insancıl hatalarımızı yavaş yavaş kemirecek, tüketecek bir tırtıl mı…

yoksa yok etme telaşı olan bir nevi dijital marduk mu?

Comments (View)
blog comments powered by Disqus
Page 1 of 1